
Öylesine değildi yalnızlığımız
Düşmüştük pazarına
En siyahından köleliğin
Kaça gitmeliydik, gittik mi
Kalabalıkta kayboluşlar
Kaçıncı evresindeydi
Bilmiyorum…
Bu nükteli kelimeler
Dolanmamıştı daha dilimize
Keskin harfler devşiriyorduk
O zamanlar avuç içi buselere…
Unutmayı öğreniyorduk
Sevdiklerimizi istiflemeyi
Birer birer
Kaç ihanetten beş aldık
Bilmiyorum…
İklimi ıslak bir perşembe
Sokaktayız mesela
En muntazam adımlarla
Yokuş aşağı inerken
Keşke bıraksa mıydık kendimizi
Çocukça düşse miydik tepetaklak
Avuç içimizden olsamıydık
Bilmiyorum…